Pazar, Ocak 20, 2008


YAVAŞÇA OLUYOR ELLERİME/TURGUT UYAR
Susuz bir aklık başlayınca aramızdan
yavaşça oluyor ellerime bulaşması,
bir eksiyle yüklü minüskül H harfinden
bir meydan çarpmasından,
beni hatırlamakların

Bunlar bizim kızlarımızdır
Kara güller önlerinde kara
saçları çılgınca ikiye ayrılmış,
- hiçbir şey eski açıklığında değil ki -
yavaşça oluyor ellerime bulaşması...
ÇOKLUK SENİNDİR/TURGUT UYAR
özenle soyduğum şu elma söyle şimdi kimindir
özenle ne yapıyorsam bilirsin artık senindir

suya giden bir adam mesela omzunu eğri tutsa
güneş, su ve adamın omzundaki eğrilik senindir

ayağa kalkarsın, adına uygunsun ve haklısın
kararan dünya bildiğin gibi sık sık senindir...
şiirin devamı

Cumartesi, Ocak 19, 2008


DÖVÜŞ KULÜBÜ en çok beğendiğim filmdir.Film yaşadığımız dünyayı,kaosu ve modern insanın açmazını ironik bir dille anlatıyor.Filmi izledikten sonra ‘modern dünya’da yaşayan ve kıvranan bir insan parçacığı olarak şöyle diyorsunuz; “işte söylemek istediğim ve yaşadığımız şey tam olarak bu…”Filmin kitabı türkçeye de çevrilmiş...“BANA BÜTÜN GÜCÜNLE VUR!!!”...
ENTROPİ NEDİR?
Entropi, Alm। Entropie (f), Fr। Entropie (f), İng. Entropy. Isı enerjisinin tamamının mekanik işe dönüştürülmesinin imkansız olduğunu ifade eden termodinamik büyüklük. İzole bir sistem içindeki düzensizlik derecesi.Entropi, termodinamik bir sistemin başka sistemlere iş şeklinde aktarabileceği enerji miktarını gösteren özelliği veya hal fonksiyonu olarak da tanımlanır...

ENTROPİYE DAİR/Oğuz ATAY
22 Haziran 1976
Eddington'u (The Nature of the Physical World) okuyorum. Yıllar önce
okumuş olduğum 'entropi' sorunu yine ilgimi çekti. Benjamin'in Kafka'yı
anlatırken, Eddington'un sözleriyle benzetme yapması ve entropi. Einstein'a göre milyarlarca yıl sonra evren bir ısı ölümüyle karşılaşacak -maksimum entropiye ulaşacak। Bize ne? denebilir...

Salı, Ocak 15, 2008

O GÜNLERİN BİRİNDE/GABRIEL GARCIA MARQUEZ
Pazartesi ılık ve yağışsız başladı।Diplomasız diş hekimi Aurelio Escovar,her zamanki gibi ortalık ağarmadan kalktı ve saat altıda muayenehanesini açtı.Alçı kalıpları içinde duran takma dişleri camlı dolaptan çıkardı।Bir yığın araç gereci,sergi kurar gibi masanın üzerine Özenle yerleştirdi।Boynu altın kaplama bir düğmeyle iliklenmiş yakasız çizgili bir gömlekle askılı bir pantolon giymişti.Dik ve sıska bedeni ile sağırları andıran bakışları,işine hiç uymayan bir görünüş veriyordu ona...
öykünün devamı

Cumartesi, Ocak 12, 2008


BİLİRİM GÜCÜNÜ SÖZCÜKLERİN/Vladimir MAYAKOVSKI

Bilirim gücünü sözcüklerin, o çınlayan sözcüklerin ben;
onların değil, o yığınları coşturan, kendinden geçiren,
başka sözcüklerin gücünü, çıkarıp ölüleri topraktan
tabutları meşeden adımlarla götürenlerin her zaman...

şiirin devamı
SANTÉ HAPİSHANESİ’NDE

Guillaume APOLLINAIRE

V.
Saatler ağır ağır geçsin
Geçişi gibi bir cenazenin

Özleyeceksin ağladığın saati
Çok çabuk geçtiği için
Geçişi gibi tüm saatlerin

VI.
Kentin gürültüsünü dinliyorum
Ve ufku olmayan bir hükümlü gibi...


şiirin devamı

KAPLAN/ WİLLİAM BLAKE

Kaplan! Kaplan! yanmakta ışıl ışıl
Karanlığın ormanlarında:
Hangi ölümsüz el ya da hangi ölümsüz göz
Yaratabilirdi senin heybetli simetrini?

Hangi uzak yarlarda ya da hangi uzak göklerde
Kurban edildi gözlerindeki ateş?...

ÖLÜ ÇOCUĞA GAZEL
Federico Garcia LORCA

Her akşam üzeri bir çocuk ölür,
her akşam üzeri Granada'da.
Her akşamüzeri yerleşir de su
dostlarıyla konuşur baş başa...

şiirin devamı

İşin Aslını Bilen Kim?..

Bize hitaben bilmediğimiz yabancı dilde yazılmış bir mektup elimize ulaştığında yapacağımız iş, o yabancı dili bilen ve orada neler yazdığını kendi dilimizde (veya bildiğimiz herhangi bir dilde) bize aktaracak birini arayıp bulmaktır। Böyle bir durumda işin aslını bilenin, her iki dili de anlama yeterliğini gösteren olduğunu ister istemez kabul ederiz...

Salı, Ocak 01, 2008

UMUTTAN SÖZ ETMEK İSTİYORUM / CESAR VALLEJO
Bu acıyı Cesar Vallejo olarak çekmiyorum। Şu anda ne sanatçı, ne bir insan, hatta ne de bir canlı varlık olarak acı çekmiyorum. Bu acıyı bir Katolik, bir Muhammedî yahut dinsiz olarak çekmiyorum. Yalnızca acı çekiyorum bugün. Adım Cesar Vallejo olmasaydı da çekecektim bu acıyı. Sanatçı olmasaydım, aynı acıyı duyacaktım yine...
devamı


Pazar, Aralık 16, 2007

SENFONİ/TURGUT UYAR

Önce sesin gelir aklıma

Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm

Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli

Sonra cumartesi günleri gelir

Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum

Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak...

devamı

Pazar, Aralık 09, 2007

ÇOK ÜŞÜMEK/ Turgut UYAR

Bir Kalır uzun resimlerde anısı sakallarımızın
urban içinde Üşüyüp Üşüyüp kaldığımızın

Bir Kalır yanık yağlar kokusu şehirlerde
Uzun nehirlere binip uzaklaşmadıkça

Bir Kalır yabancı yataklarda o oteller
Meydanlar heykeller sizin olmadığınız o her yer...


devamı

Perşembe, Kasım 29, 2007

NEYİN KAYBOLDUYSA KENDİN ARA/ İSMET ÖZEL
Nedir bu kaybolan nesnelerden alıp veremediğin diye soracak olursanız, size varoluşun anlamının kaybolanı aramada saklı olduğunu söyleyebilirim। İnsanoğlu yeryüzündeki uyanışına yaratılmış olduğunu farkederek varır। Ama iş burada bitmez, burada başlar। Çünkü yaratılmış olmayı kavramak aynı zamanda kişinin noksanını bilmesi demektir।Bu da bir arayışı gerektirir.Nedir noksan? Nasıl, neyle giderilir? Kaybolduğunu hissettiğimiz ister heybe olsun, isterse deve, arayış başlamıştır; büyük arayış...

yazının devamı