Salı, Ocak 27, 2009

EĞİTİM, TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ TEKNOLOJİSİDİR/MUSAB KIRCA
Davranışlarımız; düşüncelerimizi dayandırdığımız temel-kurucu-felsefi değerler sisteminden beslenir. Bir davranışı yapmadan önce o davranışın düşüncesi oluşur. Bu bir döngüdür; önce düşünce sonra eylem. Düşünce oluştuktan sonra davranışın doğmasına ihtiyaç duyulan gerekli adımlardan biri atılmıştır denebilir. Bir davranış, kendisini harekete geçirecek düşünce oluştuktan sonra eyleme geçmek için bir fırsat kollar. Bu nedenle düşünceler konuşmaların ve davranışların temelini oluşturur… devamı

Pazar, Ocak 18, 2009

WALDO SEN NEDEN BURADA DEĞİLSİN?


ALIN YAZISI SAATİ/SEZAİ KARAKOÇ
Bütün dünya mahkûm gibi
Yalnız sen hürsün sabah yıldızı
Bizim zincirle bağlı her yanımız kolumuz kanadımız
Yalnız sen özgürsün sabah yıldızı
Güneş bile lekelenmiş
Yerden yükselen dumanlarla
Ay paslanmış
Geceden sisler ve puslarla
Yalnız sen saf lekesiz ve mâsum
Yalnız sen tertemiz
Gecenin eremediği
Gündüzden önce ulaşan
Kendi gönül sırrna ...devamı

Cumartesi, Ağustos 09, 2008

SESİM KISILIYOR, HÜZNÜME SAHIP ÇIK EY TALIB! /DÜCANE CÜNDİOĞLU -Yokluktan mı geliyoruz? Elbette। Elbette yok olduğumuz, hiç olduğumuz bir zamanı vardı(r) herbirimizin. Bütün kainatın.Olduğumuz ve olacağımız bir zamanın sahipleriyiz; var veya yok olduğumuz/olacağımız bir zamanın...Ne büyük bir muammadır varoluş toprağımızın 'ademiyet'le yoğrulması. Ademiyetle, yani hiçlik ve yokluk'la...devamı

Çarşamba, Haziran 11, 2008

Travma ya da özeleştiri / AKİF EMRE
Postmodern darbe İslami kaygıları olan kesimlerde önemli bir kırılmaya yol açmıştı. Beklenmedik bir anda tersyüz edilmenin, dışlanmanın, yok sayılmanın ortaya çıkardığı hayal kırıklığı. Bu hayal kırıklığının travmaya dönüşmesi etkinin ne kadar derin olduğunu gösterir. Her 'siyasi başarısızlık' gibi postmodern darbe de İslami kaygıları toplumsal ve siyasal platforma taşıma iddiasındaki kadroların bu zamana kadar takip edegeldikleri yolu, yöntemi hatta liderlerini sorgulamalarını da beraberinde getirdi... devamı

Pazar, Haziran 08, 2008

BEDİÜZZAMAN'IN HAYATININ WİLLİAM WALLACE KADAR SİNEMASAL KIYMETİ YOK MUDUR?ALİ MURAT GÜVEN -Eğer ki Avustralyalı yapımcı, yönetmen, senarist ve aktör Mel Gibson, 1990'ların başlarında William Wallace adlı bir yerel halk kahramanına fena hâlde kafayı takmasaydı; onun ibretlik hayat hikâyesini gösterişli bir üstün yapımla beyazperdeye uyarlama hayâlini giderek bir “fikr-i sabit”e dönüştürmeseydi; günümüzde bu yiğit İskoçyalının adını sadece yaşadığı topraklardaki tarihe meraklı bir kaç milyon ırkdaşı biliyor olacaktı। Hepsi hepsi o kadar...

CEMİL MERİÇ: İLK KEZ /DÜCANE CÜNDİOĞLU
13 Haziran 2008, Cuma. Cemil Meriç'in vefatının 21. yıldönümü. Üsküdar Belediyesi, tarihî bir anma toplantısına ev sahipliği yapıyor. Toplantının başlığı şöyle: Üsküdarlı Bir Entelektüel: Cemil Meriç. Toplantı'nın yeri: Bağlarbaşı Kültür Merkezi. Zamanı: 20.00-23-00. Cemil Meriç bu toplantıda bugüne kadar hiç bilinmeyen, hiç tanınmayan taraflarıyla okurlarına tanıtılacak। Meselâ yüzü aşkın fotoğrafının yer aldığı bir fotoğraf sergisiyle. Bir kokteyl eşliğinde. Bu fotoğrafların çoğunun ilk kez gün ışığı görüyor olması ise, pek tabii ki bu serginin en önemli tarafı. Evet, ilk kez...devamı

Ne hikmettir bilinmez, ben genç kuşağın yayınlanmış şiirlerinden çok yayınlanmamış şiirleriyle ilgilendim hep। Lütfen bu söylediklerimi ciddiye alın. Espiri olsun diye söylemedim. Kendim için de öyle çıkacak şiirlere bakıyorum. İleriye bir temenni, bir bekleyiş bu. Bunun dışında biraz önce genel olarak şiir okuyamadığımı söylemiştim. Gençlerin şiirleri içinde aynı şey söz konusu. Ama özellikle onlara dönük bir olay değil bu. Buna rağmen, size tuhaf gelecek, onların neler yazdıklarını da biliyorum...CAHİT ZARİFOĞLU

Pazar, Mayıs 25, 2008

"ORASI NERESİ BURASI BİR ADAM"/MUSAB KIRCA
Mayıs ayının sonlarındayız ve Cahit ZARİFOĞLU'NUN vefat yıldönümü yaklaştı (7 haziran). Üstadı erken hatırlamak (ki hiç unutmuyoruz) ona yakışan bir tavır olsa gerek. Aşağıda bir kısmını yayımladığımız şiirlerini bu siteden okuyabilrsiniz. En çok etkilendiğimiz şiirlerini yayımlamayı uygun gördük; sitenin fiziksel olanakları bakımından tüm beğendiğimiz şiirlerini yayımlamamız zor görünüyor. Tadımlık bir kaç şiirle de olsa Üstadın hatırasını yad etmek okur olarak borcumuz. vesselam...
ÇÖLDE GİZLİ BEZGİNLER /CAHİT ZARİFOĞLU
bir çiçek bahçesinde geceye durgun kalışın yagmur sıcağı gibi
öptüm sonsuz gidişinden. saçlarının seyriyle seni
yolları aşklara davul çalıp çağrılmış yalnızlarla dolduran
akreplerdir duygunun. karanlık ordulara güneşsiz sokulan
bunlar canlanınca ne ateş kirli taşlar ne böcek
şakakların sıcağında kuytu bir ses büzülüp ölecek...
devamı
OTAHI /CAHİT ZARİFOĞLU
Yolcuya bekliyerek koşan kadın
en uzakta kalan adaya
kumsaldan başlayan yorgun ağaca
ve şehre alışan yola
otahının beklediği mantar
sarı kırdan sonra
parmaklarıyla sarı çimenden sonra
mor gök gelir güzeldir
bir tek göğsünü
göğsünün tekini ışıtır...
devamı

ÇOCUĞAN /Cahit ZARİFOĞLU
bu bir geç kalıştır.
akşam duruşlarında
alna vuran ürpertinin
direklere benzeyen düzenli
gizlenik adamında bir kadın
bir geç kalıştır
taş kapıdan ürkek bir güvercin
aşağı sokaklara uçuşan saçlarıyla
ilk akşam vuruşuna kadar
ardında gizlenir bütün seslerin
bu koşu büyür elbet...
devamı

Perşembe, Mayıs 22, 2008

Hans Magnus Enzensberger
“şikâyet edemeyiz.
işimizden atmıyorlar bizi.
aç kaldığımız yok.
karnımız doyuyor.
otlar büyüyor,
büyüyor milli gelir,
tırnak uzuyor,
uzuyor tarih.

devamı
İTAKİ /Konstantin Kavafis
İtaki’ye doğru yola çıktığın zaman
yolunu uzatmaya bak
serüvenler, bilgilerle uzasın yolun.
Lestrigonlar’dan ve Kikloplar’dan
Azgın Poseidon’dan korkma.
Bunları görmiyeceksin zaten, düşüncen
soylu ise ve seçkin bir duygu
dolmuşsa ruhuna ve gövdene...
devamı
T.S. Eliot: İNSANIN UNUTMAYI SEÇTİĞİ
Tanrılardan pek anlamam: ama sanırım ırmak
Güçlü boz bir tanrıdır-somurtkan, elegeçmez ve serkeş,
Bir yere kadar sabırlı, sınırdır diye bilindi önceleri;
Yararlıydı bir ticaret yolu olarak, güven vermezdi...

Pazartesi, Mayıs 05, 2008

CEMİL MERİÇ’İN ‘BU ÜLKE’ SİNDEN -Kime yazıyorsun bu mektubu? Elinde hiçbir adres yok. Domuzlar kutsal kitaplarla beslenmez.-Mabetler her çağda ziyaretçisiz kalmış. Tefekkür Sina'sı metruk bir manastır. Kimin için yaratacaksın? İnsanlar ışığa, hayata, sonsuza düşman. Aydınlanmak için yan, aydınlatmak için değil.-Köleler ehramlarda yaşıyor. Istırap taş olmuş...devamı
TUTUNAMAYANLAR/OĞUZ ATAY "Allahım, onu neden yalnız bıraktın? Neden, yalnızlığının verdiği çaresizlikle can sıkıcı ilişkiler kurmasına izin verdin? Neden, geçirdiği her dakikanın hesabını sordun, içini ezdin? Neden, korkuyu göğsünden çekip almadın? Neden, suçluluk duygusunu üzerinden atmasına yardım etmedin?....çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaktır. her olayda bir kenara çekilenler gerçekten de bir kenarda kalacaklardır. yaptıkları işlerin gizli kalmasını isteyenler, bunda başarıya ulaşacaklardır. kimse, onların varlığıyla tedirgin olmayacaktır. bir gün öldükleri zaman, arkalarında küçük bir iz, bir anı, bir gözyaşı, bir eser bırakmadan yok olacaklardır..... devamı

Salı, Nisan 29, 2008

YENİLGİ GÜNLÜĞÜ/ TURGUT UYAR
Sanırım artık Turgut UYAR’ın ”Yenilgi Günlüğü”nü yayınlamanın zamanı geldi. Çünkü bir gün her şeyin elimizden kayarak un ufak olduğu bir an gelir. Her şey bir anda uzaklaşır gözleri kanata kanata…ve yenilgi kabullenilir…
pazartesi
benim adımı bağışla
. . . . . . . . .
"sabah uyandırıldığında pazartesiydi
bunu iyice bildi, ağzı çirişli
yersiz, ürkek, yeni yaratılmış gibi

Çarşamba, Nisan 02, 2008

YALAN'LA YALIN ARASINDAKİ FARK/DÜCANE CÜNDİOĞLU
Sözün yalanını yalansızından ayıran parlaklığıdır. Söz ne denli parlak, ne denli göz kamaştırıcı, ne denli gösterişli ise, o denli yalandır.
Niçin?
Çünkü yalanın temelinde 'parlaklık', 'gösteriş' ve 'abartı' vardır. Başka bir ifadeyle gösteriş ve parlaklık yalanın özündedir. Gösterişli yalanlardan, süslü püslü lâflardan, parlak vaadlerden her söz edilişinde, aslında, sırf gerçeğe benzesin diye söze harcanan emeğin yoğunluğuna atıf yapılmış olur...

Salı, Nisan 01, 2008

KEMAL SAYAR İLE ROPÖrtaj/MURAT MENTEŞ
Aşk bir meydan savaşı mı?
Aşık olmak meydana çıkmaktır।Savaşmayı ve yaralanmayı göze almak. Sevgilinin kirpiklerini oka benzetenler ne güzel söylemiş...

Aşkta teslimiyet ve sahiplenme bir arada mı? Teslimiyet aşk için bir zirve noktası। Öte yanda aşk bir buluşma, bütünlenme halidir।Aşık maşukundan devamlı bir teselli ister, onun tarafından beslenmek, onaylanmak ister। Nihayet, sevdiğini ele geçirmek, kendini ona sonsuza dek yapıştırmak, onu kontrol etmek ve böylece onun aşkından emin olmak ister...
ropörtajıN devamı