Çarşamba, Mart 18, 2009

'BİR BULUT OLSAM’ DİZİSİNİN İHANETİ/ÖMER TURAN
Ülkemizde tarihî mekânlara maddi manevi herhangi bir özenin gösterilmediği aşikârdır. Durum öyle olunca bu tarih kokan yapıların korunması için bir çalışma yapılmamakla beraber bu tarihi mekânlara yapılan saldırılara da kayıtsız kalınması tarih bilincimizin sancılar içinde kıvrandığını göstermektedir. Başıboş bir şekilde ilgisizliğe terk edilen bu miraslarımız her geçen gün daha da çürüyerek geleceğin karanlık çukurlarında kaybolmaya namzettirler.
Son dönemlerde reklam arenasında bu tarihi mekânlarımız tanıtılarak turist çekilmeye çalışılsa da bu durum yine de tarihi miraslarımıza gereken önem verilmeyerek gelen turistlerin ilgisiz bakışlarında her geçen gün erimeye devam etmektedir. Reklam sahalarının bir diğer uzantısı, tarihi mekânları bulunan yerlerde çekilen diziler… devamı

Cumartesi, Mart 14, 2009

TAHRİK/ismet ÖZEL

Bırakın ince kavak seslerini şehrin içinde
paralar yaşlı kızların koynunda yatarken
bırakın köprülerin üstüne yağmur
ve basma perdelerden lânet bize.

Şaşılacak bir dünyada yaşamaktı; öğrendik
şimdi külçeler yüklüyüz şaşılacak bir biçimde
külçeler yüklüyüz ve çıkmak istiyoruz yokuşu
sokaklar gittikçe katı bizim adımlarımıza
peşimizde bütün bahçeleri boşaltan ter kokusu
yankımız soyunup sevap rahatlığı alınan yataklarda
yürek elbet acıyor esvap değiştirirken
bizden artık akması beklenilen kan da katı
kovulduk ölümün geniş resimlerinden...

devamı
İÇİMDEN ŞU ZALİM ŞÜPHEYİ KALDIR YA SEN GEL YA BENİ ORAYA ALDIR''

Ağzının bir kıvrımından cesaret bularak
ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım
kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar
kalmışsa birkaç ısrar ölümle yarışacak
onların yardımıyla dünyamıza acıdım.

Dünya. Çıplak omuzlar üstünde duran.
Herkes alışkın dölyatağı borsalarla ağulanmış bir dünyaya
Benimse dar
çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
Önce kalbim lânete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
sakın Styks sularını heyulâsı sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz
öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
ne ellerin hırsla saban tutuşu
ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
yetmez karşılamaya...

devamı
KÖTÜ ŞİİRLER/İSMET ÖZEL

2.
Uçsuz bucaksız gözyaşları.
Dünyanın tımarlanmış ruhlara teslim edildiği günlere ait.

Uçsuz bucaksız gözyaşları.
Bir nehrin bir yüzyıla benzediği zamanlardan.
Yaşadıklarının hepsini göçmen kuşlara
bütün sevdiklerini
çocukların hepsine paylaştıran bir dostumun
gözlerini karartacak kadar
uçsuz bucaksız gözyaşları...

devamı
ESENLİK BİLDİRİSİ / İSMET ÖZEL

Bir şehrin urgan satilan çarşilari kenevir
kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa
yagmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmiyorsa
o şehirden öcalmanin vakti gelmiş demektir

Duygular paketlenmiş, tecime elverişli
gövdede gökyüzünü kişkirtan şiir sahtedir
gazeteler tutuklamiş dünya kelimesini
o dünyadan, o şiirden öcalmali demektir.
...................
devamı
Üç Frenk Havası / İsmet Özel

1. Capriccio Alum

Gülünç bir ölümle öldü deniyor Max Stirner için
çünkü mahvına sebeb nihayet bir sinektir
ama Fanya Kaplan
nasıl öldü diye sorarsak sanırım
işimiz fazlasıyla ciddileşir.

Bize ne başkasının ölümünden demeyiz
çünkü başka insanların ölümü
en gizli mesleğidir hepimizin
başka ölümler çeker bizi
ve bazen başkaları
ölümü çeker bizim için.

Ölümle şaka olmaz diyenler
kıyasıya yanıldılar bu çağda
Taksitle Alum diye bir roman yazıldı artık
Önce Öl/Sonra Öde denelmek suretiyle
aşılıp geçildi bu roman da...

devamı
KUŞUN ÖLÜMÜ/İSMET ÖZEL
Kuş damdan düşünce
sarışın bir yürüyüşüdür artık ölümün
bir yağmurdur açılan kuraklığa
bir yağmurdur kulübesi nisandan
ve onun ayaklarına dolanan o gökyüzü
kansız yüzleridir diri kuşların
kuş düşünce damdan...

Çarşamba, Mart 11, 2009

OF NOT BEİNG A JEW ŞİİRİNDEN/İSMET ÖZEL
İşte o zaman bildimdi
anladımdı o sıra
ne bir atlas kalır bende, ne ibrişim
bu çuha, bu sicim elden çıkarsa
acemiydim gitmem dedim sizin provalarınıza
bön ve berbat buluyorum yaldızlı yaz gecelerinizi
berbattır balkonda o güneşli sabahlar
biraz açılmak için açıldığınız kırların
aniden karşılaştığınız ırmakların
ürpertesi ahmakça
böndür beni belimden bölmeye kalkan enlem
benden iki bakışık parça
çıkarmaya çalışan boylam da berbat
ipekli libas giymem, altın takınmam
atımın eğerinde kaplan derisi yoktur
çehreme iyi baksalardı yırtılırdı
uykularının zarı...
devamı

Pazar, Mart 08, 2009

YAŞAMAK UMRUMDADIR

Sabah şairin üstüne saldırıyor
yaşamaktan bir güneşle kaplanıyor onun kalbi
onun kalbi topraktan sıyrılıyor

aşk dahi sıyrılıyor topraktan
gözlerini tanıyorsunuz: çaylak sürüleri
beyni: aç kuşlardan bir ambar.
Bir kıyısına ilişmiyor dünyanın
Allah’ın ve devletin dibinde insanlar
onu barutla karıştırıyor
ve zerdali çiçekleriyle.
Ahali kapısını taşlıyor onun
onun için develer kesiyor halk
aşka ve kavgaya aydınlık getiren kalbi
topraktan sıyrılıyor.

devamı

Cuma, Mart 06, 2009

ÖLÜM KERE ÖLÜM ÖLÜM KARE/ İSMET ÖZEL
İsa Golgota'ya çıkarken tökezlemeden önce
Önü sıra sendeleyip ayağı burkulan bendim
Yar idim dulda saydı beni açmak isteyen gonca
Dert oldum Hira'ya beni teskine geldi Efendim

İlk ben üşüdüm sonradır Tur-i Sina'daki sağnak
Dağa çıktım kurdu geberttim beni korkuttu keme
Çalmadığım kapı kalmadı can evimden taşarak
Duyan olmadı avazım ki desin Hallaç kekeme...

Cumartesi, Şubat 07, 2009

KAR-TEZER ÖZLÜ
-Esin'e- Akşam çok uzun süreden sonra gelmişti. Aynı akşamın gecesi çok derin, karanlık, olağanüstü karanlık oldu. Bir ara ağaçlar altında yürüdüğümüzü hatırlıyorum. Sonra suya atladılar yanımdakiler. Belki ben bunun için döndüm eve. Bilmiyorum. Hatırlamıyorum. Evde her gün üzerinde oturduğum bir koltuk var. Camdan düzensiz bir duvar, bir ayva ağacı, toprak birikintileri ve kurumuş otlara bakıyorum. Gece bile olsa görür gibiyim onları. Çünkü bu evi ve bahçesini çok iyi tanıyorum...

Salı, Ocak 27, 2009

EĞİTİM, TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ TEKNOLOJİSİDİR/MUSAB KIRCA
Davranışlarımız; düşüncelerimizi dayandırdığımız temel-kurucu-felsefi değerler sisteminden beslenir. Bir davranışı yapmadan önce o davranışın düşüncesi oluşur. Bu bir döngüdür; önce düşünce sonra eylem. Düşünce oluştuktan sonra davranışın doğmasına ihtiyaç duyulan gerekli adımlardan biri atılmıştır denebilir. Bir davranış, kendisini harekete geçirecek düşünce oluştuktan sonra eyleme geçmek için bir fırsat kollar. Bu nedenle düşünceler konuşmaların ve davranışların temelini oluşturur… devamı

Pazar, Ocak 18, 2009

WALDO SEN NEDEN BURADA DEĞİLSİN?


ALIN YAZISI SAATİ/SEZAİ KARAKOÇ
Bütün dünya mahkûm gibi
Yalnız sen hürsün sabah yıldızı
Bizim zincirle bağlı her yanımız kolumuz kanadımız
Yalnız sen özgürsün sabah yıldızı
Güneş bile lekelenmiş
Yerden yükselen dumanlarla
Ay paslanmış
Geceden sisler ve puslarla
Yalnız sen saf lekesiz ve mâsum
Yalnız sen tertemiz
Gecenin eremediği
Gündüzden önce ulaşan
Kendi gönül sırrna ...devamı

Cumartesi, Ağustos 09, 2008

SESİM KISILIYOR, HÜZNÜME SAHIP ÇIK EY TALIB! /DÜCANE CÜNDİOĞLU -Yokluktan mı geliyoruz? Elbette। Elbette yok olduğumuz, hiç olduğumuz bir zamanı vardı(r) herbirimizin. Bütün kainatın.Olduğumuz ve olacağımız bir zamanın sahipleriyiz; var veya yok olduğumuz/olacağımız bir zamanın...Ne büyük bir muammadır varoluş toprağımızın 'ademiyet'le yoğrulması. Ademiyetle, yani hiçlik ve yokluk'la...devamı

Çarşamba, Haziran 11, 2008

Travma ya da özeleştiri / AKİF EMRE
Postmodern darbe İslami kaygıları olan kesimlerde önemli bir kırılmaya yol açmıştı. Beklenmedik bir anda tersyüz edilmenin, dışlanmanın, yok sayılmanın ortaya çıkardığı hayal kırıklığı. Bu hayal kırıklığının travmaya dönüşmesi etkinin ne kadar derin olduğunu gösterir. Her 'siyasi başarısızlık' gibi postmodern darbe de İslami kaygıları toplumsal ve siyasal platforma taşıma iddiasındaki kadroların bu zamana kadar takip edegeldikleri yolu, yöntemi hatta liderlerini sorgulamalarını da beraberinde getirdi... devamı

Pazar, Haziran 08, 2008

BEDİÜZZAMAN'IN HAYATININ WİLLİAM WALLACE KADAR SİNEMASAL KIYMETİ YOK MUDUR?ALİ MURAT GÜVEN -Eğer ki Avustralyalı yapımcı, yönetmen, senarist ve aktör Mel Gibson, 1990'ların başlarında William Wallace adlı bir yerel halk kahramanına fena hâlde kafayı takmasaydı; onun ibretlik hayat hikâyesini gösterişli bir üstün yapımla beyazperdeye uyarlama hayâlini giderek bir “fikr-i sabit”e dönüştürmeseydi; günümüzde bu yiğit İskoçyalının adını sadece yaşadığı topraklardaki tarihe meraklı bir kaç milyon ırkdaşı biliyor olacaktı। Hepsi hepsi o kadar...

CEMİL MERİÇ: İLK KEZ /DÜCANE CÜNDİOĞLU
13 Haziran 2008, Cuma. Cemil Meriç'in vefatının 21. yıldönümü. Üsküdar Belediyesi, tarihî bir anma toplantısına ev sahipliği yapıyor. Toplantının başlığı şöyle: Üsküdarlı Bir Entelektüel: Cemil Meriç. Toplantı'nın yeri: Bağlarbaşı Kültür Merkezi. Zamanı: 20.00-23-00. Cemil Meriç bu toplantıda bugüne kadar hiç bilinmeyen, hiç tanınmayan taraflarıyla okurlarına tanıtılacak। Meselâ yüzü aşkın fotoğrafının yer aldığı bir fotoğraf sergisiyle. Bir kokteyl eşliğinde. Bu fotoğrafların çoğunun ilk kez gün ışığı görüyor olması ise, pek tabii ki bu serginin en önemli tarafı. Evet, ilk kez...devamı

Ne hikmettir bilinmez, ben genç kuşağın yayınlanmış şiirlerinden çok yayınlanmamış şiirleriyle ilgilendim hep। Lütfen bu söylediklerimi ciddiye alın. Espiri olsun diye söylemedim. Kendim için de öyle çıkacak şiirlere bakıyorum. İleriye bir temenni, bir bekleyiş bu. Bunun dışında biraz önce genel olarak şiir okuyamadığımı söylemiştim. Gençlerin şiirleri içinde aynı şey söz konusu. Ama özellikle onlara dönük bir olay değil bu. Buna rağmen, size tuhaf gelecek, onların neler yazdıklarını da biliyorum...CAHİT ZARİFOĞLU

Pazar, Mayıs 25, 2008

"ORASI NERESİ BURASI BİR ADAM"/MUSAB KIRCA
Mayıs ayının sonlarındayız ve Cahit ZARİFOĞLU'NUN vefat yıldönümü yaklaştı (7 haziran). Üstadı erken hatırlamak (ki hiç unutmuyoruz) ona yakışan bir tavır olsa gerek. Aşağıda bir kısmını yayımladığımız şiirlerini bu siteden okuyabilrsiniz. En çok etkilendiğimiz şiirlerini yayımlamayı uygun gördük; sitenin fiziksel olanakları bakımından tüm beğendiğimiz şiirlerini yayımlamamız zor görünüyor. Tadımlık bir kaç şiirle de olsa Üstadın hatırasını yad etmek okur olarak borcumuz. vesselam...